Mikroçipleme Yönetmelik Taslağı ile İlgili Eleştiri ve Önerilerimiz

T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan ve 09.06.2017 tarihine kadar görüş bildirilebileceği duyurulan Yönetmelik ile ilgili, eleştiri ve önerilerimiz aşağıda bilginize sunulmuştur.
GENEL DEĞERLENDİRME:
Söz konusu Yönetmelik taslağı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu taslağın ülkemizin gerçekleri göz ardı edilerek sadece şehirlerde ve ev ortamında bakılıp beslenen hayvanlar düşünülerek hazırlandığı, dayanak aldığı Kanunların lafzına ve ruhuna aykırılık teşkil ettiği, ev hayvanlarının terk edilmelerinin önüne geçmeyi hedeflese de, aksine hayvan terkini artıracağı, taslak kapsamında belirlenen idarî para cezalarının orantısız olduğu, Anayasaya açık aykırılık teşkil eden maddeler içerdiği, bazı maddelerin hukukî açıdan dayanaksız ve hayatın gerçeklerinden uzak olduğu açıkça görülmektedir.
Öncelikle görüşe açılan Yönetmelik taslağının, AB müktesebatı dâhilinde çıkarıldığı unutulmamalıdır; bununla birlikte taslak, kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilmesi amacını taşısa da Türkiye’nin ulusal mevzuatı ile açık bir şekilde ters düşmektedir. Ülkemiz Türkiye, AB Anayasasından çok daha farklı bir anayasaya sahip; ülkemizde hayvanların hukukî statüsü ise AB’nin çerçeve mevzuatından oldukça uzaktadır. AB Anayasasının Madde III-121’de hayvanlar “duyusal varlıklar” olarak tanımlanmıştır. Oysaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında hayvanlara dair herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte, sadece “sahipli hayvan”a karşı işlenen suçlar, Türk Ceza Kanunu Madde 151/2’de “mala zarar” şeklinde karşılık bulmuştur. Bu Yönetmelik taslağının da bir yasama çalışması olduğu göz önünde bulundurulduğunda, konuyu ülkemizin ulusal mevzuatı açısından değerlendirmek elzemdir. Söz konusu Yönetmelik taslağı, en başta ulusal mevzuatımıza ters düşmekte olup kabul edilmesi hâlinde de hukuksal olarak birçok probleme neden olacağı açıktır. Yönetmelik taslağının bu hâli ile kabulü hâlinde, devreye “eşya hukuku” girecek; bundan mütevellit Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 35. maddesinde tanımlanan “mülkiyet hakkı” ihlâl edilmiş olacaktır. Ayrıca Yönetmelik taslağının, Anayasamızın 20. maddesinde düzenlenen “özel hayatın gizliliği” ve 21. maddesinde düzenlenen “konut dokunulmazlığı”na da tehdit oluşturacağı yönünde endişelerimiz mevcuttur.
Ayrıca, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun “hayvanların sahiplenilmesi ve bakımı” başlığı altında düzenlenen Madde 5’in 4. Fıkrasında da belirtildiği üzere, bu kapsamda bir Yönetmelik taslağını hazırlamakta yetkili ve görevli olan bakanlık, Bakanlığınız değil; Orman ve Su İşleri Bakanlığıdır. Bakanlığınız, bu konuda eşgüdüm sağlanacak olan kurumdur.
TASLAĞIN MADDELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
1. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Madde metninde, köpek, kedi ve gelinciklerin kimliklendirilerek kayıtlarının tutulacağı belirtilmiştir. Ev ve Süs Hayvanlarının Üretim, Satış, Barınma ve Eğitim Yerleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde gelincik, her ne kadar “ev hayvanı” olarak tanımlanmış olsa da bu hayvanın, “ev hayvanı” olarak ülkemizde beslenmesi yaygın değildir. Gelincik, hâlihazırda doğada serbestçe yaşayan bir yaban hayvanıdır ve 5199 sayılı Kanuna göre de doğal yaşam ortamından koparılmaması esastır. Aynı zamanda bir yaban hayvanı olan gelinciğin, üretim yerlerinden alındığı düşünüldüğünde bile doğası gereği bir yaban hayvanın ev ortamı gibi bir suni ortama kapatılarak özgürlüğünün elinden alınması kabul edilemez. Avrupa Birliği müktesebatı dahilinde çıkarılmak istenen bu Yönetmelik taslağının ülkemizin kendine özgü gerçekleri göz önüne alınarak değiştirilmesi ve ülkemize uyarlanması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, ülkemizde evcil hayvan olarak beslenmeyen gelinciklerin bu Yönetmeliğin kapsamı dışına çıkarılması isabetli olacaktır.
2. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Madde 2’nin ikinci fıkrasında, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde bulunan hayvanların kimliklendirileceği ifade edilirken, üçüncü fıkrada Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan ev hayvanları, Yönetmelik taslağının kapsamı dışında tutulmuştur. Yönetmelik taslağının kapsamı, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan ev hayvanlarını da kapsamalı; Türkiye’nin bu iki önemli kurumuna eşit olarak yaklaşılmalıdır.
4. MADDE ELEŞTİRİSİ:
“Tanımlar” başlıklı 4. maddenin (m) bendinde sahipsiz hayvan, “Barınacak yeri olmayan veya sahibinin ya da koruyucusunun ev ve arazisinin sınırları dışında bulunan ve herhangi bir sahip veya koruyucunun kontrolü ya da doğrudan denetimi altında bulunmayan evcil hayvanları” şeklinde tanımlamıştır. Bu tanım en başta, işbu Yönetmelik taslağının amacına aykırılık teşkil etmektedir. Şöyle ki, sahibinin ev veya arazisi dışındaki hayvanların çiplerinden ya da tasmalarından kimlik tespiti kolaylıkla yapılabilir. Üzerinde bunlar bulunmadığı takdirde, hayvanın sahipli olup olmadığı etraftan sorularak, hayvanın davranışlarına ve genel görünümüne bakarak da anlaşılabilir. Bunların yanı sıra, işbu Yönetmelik taslağının 4. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde ev hayvanı sahibinin, sahiplendiği hayvan üzerinde mülkiyet hakkı olduğu yazılmıştır. Bu durumda sahipli hayvan, taşınır eşya hükmündedir. Eşya hukukunun temel ilkelerine göre, taşınır bir eşya üzerindeki mülkiyet hakkı, eşyanın sahibinin zilyetliğinden çıkmasıyla sona ermez. Başka bir ifade ile kaybolmuş hayvan üzerinde, hayvan sahibinin mülkiyet hakkı sona ermez. En temel hukuk kurallarına aykırı olan ve sahipli hayvanların barınağa alınmasıyla sonuçlanması muhtemel olan bu maddeden vazgeçilmelidir. Bu maddeden vazgeçilmediği takdirde, anayasal bir hak ihlâlini beraberinde getirecektir. (T.C. Anayasası, Madde 35)
5. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Bu maddenin 1. fıkrasında “Bu Yönetmelik çerçevesindeki ev hayvanlarının kimliklendirilmesi, kayıt altına alınması, mikroçip basımı ve dağıtımı ile ilgili tüm işlemlerin yürütülmesinde Bakanlık yetkilidir. Bakanlık, gerektiğinde bu yetkinin bir kısmını veya tamamını kontrol ve denetimi altında olmak şartıyla yeterli altyapıya sahip, hayvancılık konusunda faaliyet gösteren kurum, kuruluş, gerçek veya tüzel kişilere devredebilir.” denmiştir.
Bakanlığın, hayvanların çiplenmesi ve kayıt altına alınması işlemleri ile ilgili olarak veteriner hekim klinikleri ile hayvan hastanelerini belirlemesi uygulamada sorunlar doğuracaktır. Bilhassa Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde bu işi yapabilecek klinik ve hayvan hastanesi bulunmadığından Bakanlık, Yönetmeliğin amacını gerçekleştirecek personel ve bütçe artırımını yapmadan, bu konuda altyapı çalışmalarını tamamlamadan bu Yönetmelik taslağını yürürlüğe sokarsa Yönetmeliğin uygulanması mümkün olmayacaktır.
Aynı maddenin 4. fıkrasında “Ev Hayvanı sahibinin sorumluluk ve yükümlülükleri: Hayvan sahibi, ev hayvanlarının kimliklendirilmesini sağlamak, doğum, ölüm, kayıp, sahip değişikliği ile ilgili bilgileri il/ilçe müdürlüğüne süresi içerisinde bildirmekle sorumlu ve yükümlüdür. Hayvan sahibi bu Yönetmelikte yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden, eksik ya da hatalı vermiş olduğu beyanları nedeniyle oluşacak tüm olumsuzluk ve hatalardan sorumludur. Hayvan sahipleri ev hayvanlarının her türlü bakım ve beslenmesinden sorumlu olup, ev hayvanlarını sokağa terk edemezler.” denmiştir.
Bu madde, son derece iyi niyetli ve hayvanlar lehine görünen düzenlemeler içerse de, uygulamada birçok sorun çıkaracaktır. Uygulamada hayvan koruma gönüllüleri, aldıkları sokak hayvanlarını 5199 sayılı Kanunun 6. maddesine uygun olarak geri bırakmayan yerel yönetimlerin barınaklarından alarak, alıştıkları mahalle geri getirmek istediklerinde çoğunlukla barınak görevlileri kendilerine, hayvanları kendi üstlerine almalarını şart koşmaktadır. Bu şekilde, hayvan sahibi olmadığı halde hayvan sahibi olarak görülen yüzlerce insan vardır. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle, Kanuna aykırı davranarak sokak hayvanlarını aldığı yere bırakmayan yerel yönetimlerden bu hayvanların kişinin üstüne kaydedilerek alınması halinde, gönüllü hayvanı yaşama ortamına bıraktığı anda sahipli hayvanını terk etmiş sayılacak ve gönüllünün idari para cezasını ödemek durumunda kalması gündeme gelecektir.
6. MADDE ELEŞTİRİSİ:
6. maddenin ilk fıkrasının (b) bendinde yer alan ve “Ekinokokkus multiokularis” olarak geçen etkenin neden özel olarak seçildiği merak konusudur. Eccinococcus multilocularis etkeninin ana konağı tilki, kurt, çakal ve evcil köpekler; ara konağı ise kemirgenlerdir. Laboratuvar tetkikleri sonucunda teşhis edildiği takdirde ancak bu etkene yönelik tedavi bilgileri pasaporta işlenebilir. Başka zoonoz hastalıkların seçilmeyip özellikle bu etkenin tedavisine yönelik bilgilerin pasaporta işlenmesinin istendiği açıklanmalıdır. Kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilmesindeki ana amaç, bu hayvanların işaretlenmesi, bu hayvanlara yönelik aşıların ve diğer koruyucu tedbirlerin kayıt altına alınması olmalıdır. Pasaporta işlenecek bilginin, sadece Eccinococcus multilocularis etkeni ile sınırlı kalması, buradaki amacın hayvanları kimliklendirmekten ziyade hayvanlara birer hastalık odağı, halk sağlığını tehdit eden bir unsur olarak yaklaşıldığını göstermektedir. Bu sorunlu yaklaşımdan uzaklaşılmalıdır.
8. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Yönetmelik taslağının “Bilgi erişimi” başlıklı 8. maddesinde “Genel Müdürlüğün bu Yönetmelik çerçevesindeki tüm bilgilere; İl/İlçe Müdürlüğünün de kendi görev, yetki ve sorumluluk sahasındaki bilgilere erişimini sağlayan sistem kullanılır. Bakanlık, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde bilgi gizliliğinin ve korunmasının sağlanması şartıyla, Bakanlık tarafından tüm ilgili taraflara gerekli önlemleri alarak, paydaşların uygun şartları haiz olmaları halinde, bu bilgilere erişimleri için izin verebilir.” denmiştir.
Burada kişisel bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması hususunda bir düzenleme yapılmaktadır. Bu maddenin doğrudan Anayasanın 20. maddesine aykırı olduğu kanaatindeyiz. Çok benzer bir düzenleme 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda da yapılmış; Anayasa Mahkemesinin 25.12.2014 tarih ve 2014/74 E. 2014/201 K. sayılı kararıyla Anayasanın 20. maddesine aykırılık nedeniyle iptal edilmiştir.
Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesi hâlinde, idarî yargı yoluna gidildiği takdirde iptal kararı verilmesi kuvvetle muhtemel olduğundan, Anayasaya açık aykırılık teşkil eden bu maddeden vazgeçilmesi isabetli olacaktır.
9. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Yönetmelik taslağının 9. maddesinin 1. fıkrasında, ev hayvanlarının kimliklendirilmesinin mikroçip ile yapılacağı hükme bağlanmak istenmektedir. Ancak bu konuda, veteriner tıp literatüründe ve araştırmalarda, bugüne dek nadir vakalar bildirilse de mikroçiplerin etrafında kanserli yapılar oluşabileceğine dair bilgiler paylaşılmakta, mikroçiplerin kanser sebebi olup olmadığı uzun yıllardır tartışılmaktadır. Yönetmelik taslağının 4. Maddesinin ilk fıkrasının (d) bendinde “hayvanların mülkiyet haklarını üzerinde bulunduran gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanan “ev hayvanı sahibi”, anayasa ile güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkına müdahale edilmemesini talep edebilir, yani hayvan sağlığı açısından çok az da olsa böyle bir riski barındıran bir uygulamayı reddedebilir. Böylelikle yine anayasal hak ihlâli oluşmuş olur. “Ev hayvanı sahibi”ne böyle bir zorunluluk getirmek, Türkiye’nin ulusal mevzuatı, Yönetmelik taslağına elverişli bir hâle getirilmediği sürece sorunludur, ileride insan hakları ve anayasal hak gaspına varacak olumsuzlukları gündeme getirecektir. Dolayısıyla bu zorunluluk ortadan kaldırılmalıdır.
Aynı maddenin 8. fıkrasında ise “Kontrolleri esnasında mikroçipi okunamayan ya da düştüğüne kanaat getirilen ev hayvanları için sahibinin ibraz ettiği belge veya bilgiler ile veritabanındaki bilgiler doğrultusunda yeniden mikroçip uygulaması yapılabilir” denilmektedir. Bu fıkra, mevzuatın kötüye kullanımını sağlayabilecek niteliktedir. Ülkemizden özellikle Avrupa’ya birçok ev hayvanı yuvalandırılmakta, mikroçiplerin okutulması, pasaport bilgilerinin kontrol edilmesi ve hayvanın eşkalinin tespiti konularında ciddi şaibeler bulunmaktadır. Ayrıca mikroçipin, tatbik edildiği bölgeden çok basit bir cerrahî müdahale ile çıkartılabileceği de unutulmamalıdır. Örneğin hemen hemen hepsi birbirine benzeyen Golden Retriever ırkı bir köpek için uygulanan mikroçip, başka bir hayvanın kanı ile yapılan kuduz titrasyon testi ile eşleştirilip, aynı mikroçipe sahip olan hayvan defalarca ülkemize girip yurtdışına çıkmış gibi kolaylıkla gösterilebilir. Ülkemizdeki denetimsizlik ortamı ve altyapı çalışmalarının da yetersizliği göz önünde bulundurulduğunda, bu Yönetmelik taslağı ile mevzuatın kötüye kullanımı daha da meşru bir hâle getirilecektir.
12. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Bu maddenin 3. fıkrasında “Kayıtlı ev hayvanlarının ölümü ya da kaybolması hâlinde hayvan sahibinin beyanına istinaden il/ilçe müdürlüğüne bildirilir. Resmi veteriner hekim tarafından ev hayvanının durumu veri tabanına işlenir” denilmektedir. Sorumluluğu altındaki ev hayvanının ölümüne neden olan ya da kasıtlı olarak ev hayvanını öldüren veya terk eden kişiler, bu fıkra hükümleri doğrultusundaki bildirim yükümlülüğü ile yine mevzuatı kötüye kullanabilecektir. Bu nedenle ev hayvanının ne şekilde öldüğü kesinlikle veteriner hekim raporu ile sabitlenmelidir. Kayıp durumlarında ise hayvanın, tam olarak nerede ve ne zaman kaybolduğuna dair bilgiler de sisteme, veritabanına işlenmeli ve derhal o bölgenin yerel yönetiminin ilgili birimine bilgi verilerek hayvanın bulunması için girişimlerde bulunulmalıdır. Bu konuda ev hayvanı sahibinin beyanının yeterli olmadığı kanaatindeyiz.
13. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Yönetmeliğin “Denetim ve kontroller” başlıklı 13. Maddesinde “Yönetmelik kapsamındaki denetim ve kontroller Genel Müdürlük veya ilgili il/ilçe müdürlüğü tarafından yapılır. Bakanlık gerektiğinde bu yetkinin bir kısmını veya tamamını devredebilir. Yetki devriyle ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” denmiştir.
Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının denetiminin, yetki devri ile başka kurum ve kuruluşlara bırakılmasının uygulamada birçok sorun yaratacağını düşünüyoruz. Denetim hususunun özellikle Bakanlık tekelinde bulunması, hayvan sahipleri ile hayvanların sağlığı için elzem olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Bakanlığın yetki devri ile kişisel bilgilerin başka kurumlarca ele geçirilmesi ve kötüye kullanılması tehlikesinin de mevcut olduğunu hatırlatmak isteriz.
14. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Yönetmeliğin “Masraflar” başlıklı 14. Maddesinde “Sahipli ev hayvanlarının kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınmasına ilişkin masraflar hayvan sahipleri tarafından karşılanır. Sahipli ev hayvanlarının kimliklendirilmesi araçlarının uygulama ücreti Bakanlıkça belirlenir.” denmiştir.
Fazla sayıda hayvan besleyen hayvan sahipleri göz önüne alınarak masrafların Bakanlık üzerinde bırakılması ya da en azından bu maddenin yumuşatılması gerektiği kanaatindeyiz. Hayvan sahiplerinin bir anda maddi külfet altında ve buna uyulmaması halinde ağır idarî yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmaları hukuka ve hakkaniyete aykırıdır, ciddi mağduriyetler doğuracaktır.
17. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Yönetmelik taslağının “Veri tabanında bilgi erişimi” başlıklı 17. maddesinde “İlgili mevzuat hükümleri çerçevesinde bilgi gizliliğinin korunması şartıyla, Bakanlık tarafından tanınan ve uygun şartları taşıyan tüm ilgili taraf ve paydaşların da veri tabanındaki bilgilere erişimleri için gerekli önlemleri alınır.” denmiştir.
Yukarıda 8. maddenin eleştirisinde ayrıntılı olarak açıkladığımız burada da geçerlidir. Anayasanın 20. maddesi ve Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatları göz önüne alınarak, Anayasaya açıkça aykırı olan bu maddeden vazgeçilmesi isabetli olacaktır.
20. MADDE ELEŞTİRİSİ:
Yönetmelik taslağının 20. maddesinin 3. fıkrasının, 5996 sayılı Kanunun 36. Maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine atıfta bulunarak, ev hayvanı sahibine yaptırım uygulanması, eşya hukuku açısından problemli, Anayasal hak ihlâli doğuran bir durumdur. Ayrıca, hayvanını kimliklendirmeyen kişiye verilen idarî para cezasının, hayvanını terk eden kişiye verilecek idarî para cezasından fazla olması da Yönetmelik taslağının iyi niyetli ve hakkaniyetli olmadığını gösterir niteliktedir. Yürürlükte bulunan 5199 sayılı Kanunun 5. maddesinin son fıkrasına aykırı hareket edenlere, aynı Kanunun 28. maddesinin (b) bendi gereğince, 2017 yılı itibarı ile 363 TL idarî para cezası uygulanmaktadır. Bu Yönetmelik taslağında da yürürlükte bulunan 5199 ve 5996 sayılı Kanunların ilgili maddeleri de hayvanları ve onların haklarını değil, âdeta onları terk eden, bakımlarını ihmal eden kişileri korumakta ve yüreklendirmektedir.